EGOSAL BENLİK DUYGUSU VE DİNGİNLİK

İnsan psikolojisinde öz benlik, ego, id, ve süperid kavramlarının neliği üzerine

Düşüncelerinizin ve arzularınızın veya hayallerinizin şiddetli akıntısına kapılıp dünyaya karşı temasınızı yitirdiğinizi hissettiğiniz oldu mu? Bu düşünceler veya duygular ani şekilde içinize dolan bir mutluluk veya öfke biçiminde benliğinizi sarabilir. Kimi zaman benlik duygunuz bir düşünceyle o kadar özdeşleşir ki sosyal yaşamınızı sadece o yönetir. Sevdiğiniz bir insanı kıskanmak veya bir kişiye karşı hissettiğiniz kuruntuların hepsi egosal benlikten kaynaklanır. Bu yazımızda egosal benlik duygusunun hangi şekillerde ortaya çıktığına ve bu duygulara karşı koyup nasıl dingin bir benlik elde edebileceğimize odaklanacağız.

EGO NEDİR VE YAŞAMINIZI NASIL ETKİLER?

İnsanların geçmişe dayalı ve yaşanılan olaylarla koşullanmış bilinci egosal benliktir. Ego, yaşadığınız şeylerle beslenir ve sürekli kendini destekleme eğilimindedir. Dolayısıyla hayatınızda yarattığınız yapay benliktir, zihin ürünü bir “küçük ben”dir. Ego kendini en çok tepkisel kalıplarda belli eder. Örneğin siz kendi başınıza bulunurken içinde olduğunuz benlik ile bir arkadaş çevresine girdiğinizde büründüğünüz benlikten farklısınızdır. Zihniniz o çevredeki koşullara karşı size bir benlik algısı üretmiştir ve o çevrede çoğu zaman özsel farkındalığınız olmadan yaşarsınız. Eylemlerinizde onların gözündeki benliğinizi korumaya çalışırsınız. İşte ego, tam olarak farkındalıkla teması yitirdiğinizde ortaya çıkan süptil yani değişken bir benliktir. Siz o sırada bir an için durup koşullanmamış haldeki gerçek benliğinizin farkında olsanız yaşamınızın sınırlarını aşmış olursunuz. Çünkü ego sizi yaşam duvarları içine hapseder ve sizi içkinleştirir. Halbuki farkındalığınız ve özünüzde olan içsel benliğiniz size tam manasıyla bir aşkınlık sunar.

Dingin ve huzurlu bir benliğe nasıl kavuşulur ve egonun istekleri ve arzuları nasıl bastırılır? Meditasyonun doğası nedir?

Zihin ürünü yapay benliğiniz siz düşünceler ve duygularla özdeşleştiğinizde ortaya çıkar. Bir kişi veya kişiler hakkında tam emin olmasanız bile bir yargı koyarsınız ve o kişiyi koyduğunuz bu yargıya göre değerlendirirsiniz. İçsel benliğinizi devredışı bıraktığınızda zihnin bilme, anlama ve kontrol etme istenci kendi görüşlerinizi gerçek ile karıştırmanıza neden olur. Egosal benliğiniz sizin haklı olduğunuzu ve karşı tarafın size karşı yanlış yaptığını söyler. Eğer içsel benliğinize kulak verirseniz o bunların yalnızca sizin yorumlarınız olduğunu ve vargılarınızın sadece bir görüş noktasından ibaret olduğunu hatırlatır. Böylece siz artık düşüncelerinizin ve zihninizin bir oyuncağı haline gelmekten kurtulursunuz. Kişiler veya hayat hakkındaki düşünceleriniz olası ihtimallerden yalnızca birisidir. Otomatik düşüncelerden sıyrılmanız sizin aşkın benlik duygunuzu geliştirir. Zihninizdekilerin yalnızca “düşünceler” olduğunu anlamanız için sizin düşünceden daha büyük olmanız gerekir. Birçok temelsiz ve anlamsız fikir zihninizde bir kasırgaya sebep olur ve siz özsel benliğinizle bu kasırgadan sıyrılmak yerine içine dalarsanız artık odağınızı ve zekanızı kaybetmeye başlarsınız. Ego, dışsallığa yöneltilmiş bir yapay benliktir. Egonun ürettiği düşüncelere dalınca yaşamınızın elinden kayıp gittiğini sanarsınız. Çünkü egosal benlik sahip olma arzusuyla doludur fakat bu benliğinizde tatmin olmayan dürtülere sebep olur.

“SAHİP OLMAK YA DA OLMAK”

Egosal benliğinizin dışsallığa yöneltilmiş koşullanmış bir bilinç olduğunu söylemiştik. Bu zihin ürünü benlik kozmos karşısında o denli küçüktür ki her şeyi anlamak, sahip olmak ve kontrol etmek ister. Çünkü aksi takdirde yok olacağını, kendisini koruyamayacağını düşünür. Hiç birisini memnun etmek veya bir şeyi elde etmek için uğraşırken stres ve yetersizlik duygusu sizi ele geçirdi mi? Bir konuyu bilememek veya yanlış yapmak sizde bir yetersizlik ve kayıp olarak belirdi mi? Bu durumların hepsi egosal benlik yaşamınızı yönettiğinde ortaya çıkar. Küçük başarısızlıklarında bile kendinde büyük bir kusur bulur ve aidiyetinin kopacağını düşünür. Eğer siz arkadaşlarım dediğiniz insanların isteklerine uymazsanız onlarla bağınızın kopacağını ve dolayısıyla varlığınızın küçüleceğini hissederseniz. Eğer onları memnun edecek kadar başarılı olmazsanız hatta en başarılı olmazsanız onların sizi artık sevmeyeceğini düşünürsünüz. Egosal benliğinizin aslında ne kadar küçük ve zayıf olduğunu ve bu zayıflığı gizlemek için büyümeye çalıştığını fark ettiniz mi? O kendisinin yalnızda sahip olduğu vakit varolabileceğini düşünür. Yani sizin yaşamınızda sahip olmak, var olmanızın ön koşuludur.

Buda'nın ve budizm dininin bakış açısıyla nirvanaya, benliğimize ve ruhumuzu giden 8 aşamalı yol
Budizm’in derin manasıyla ne olduğunun açıklanması istendiğinde, Budist Üstat, “Benlik yok, sorun yok” demiştir.

Bu süptil benliğiniz hep bir yetersizlik ve daha fazlası uğrunda mücadele eder ve hiçbir zaman kendisi olamaz. O sadece en iyisi olursa sevilmeye layıktır, ancak büyük miktarda paralar kazanırsa “bendir”. Görüldüğü gibi ego, dışarıya bağımlı ve dışarıya göre şekil alan bir benlik algısıdır. Siz insanlar sizi sevmediğinde veya bir konuda başarısız olduğunuzda “ben” olmaktan çıkmazsınız. Siz yaşamınızın tüm koşullarından ve içeriklerinden bağımsız bir benliksiniz. Siz yaşamınızın tüm içeriğinin içinizde geliştiği farkındalıksınız. Hayattaki bütün korkularımız ve hüzünlerimiz egosal benlik duygusunun sahip olma arzusundan kaynaklıdır. Benliğiniz sahip olmadığında kendi varlığının küçüldüğünü değersiz olduğunu hisseder. Tüm korkular bir şeyleri kaybetmenin ve böylece küçülüp daha az olma korkusudur. Halbuki varlığınızı sizden kimse alamaz veya benliğinizi kimse veremez. Siz zaten varlıksınızdır. İşte egosal benlik siz “gerçek ben” nedir bilmediğinizde ve zihniniz siz farkında olmadan bir yapay benlik sunduğunda ortaya çıkar. Aşkın ve hakiki benliğinizi bırakıp muhtaç olan benliğinize bağlanırsınız. Kendinizi kabullenmek için ve “layık olmanız” için yaşamınızın koşullarını değiştirmeye veya daha iyi kılmaya çalışmanıza gerek yoktur. En derin düzeyde yaşamınızdan bağımsız bir şekilde kim olduğunuzu anladığınızda huzuru ve mutluluğu elde edersiniz.

GERÇEK KENDİNİZİN FARKINA VARIN!

Aristoteles, “eğer göz bir hayvan olsaydı, görme onun ruhu olurdu. Eğer  balta bir canlı olsaydı, kesme onun ruhu olurdu.” der. Yani siz bir kişi ve beden kılığına girmiş farkındalıksınız. Farkındalık ve kendi özünüzün gerçek idrakı asıl benliğinizdir. Hayatınızda bir kontrole sahip olmak için yapmanız gereken en önemli şey yüzeydeki benlik duygunuzun ötesinde isminizin, fiziksel formunuzun ve geçmişinizin, yaşam öykünüzün ötesinde kim olduğunuzu anlamaktan geçer. Sizin “ben”, “benlik” adına söylediğiniz her şey yaşam içinde koşullanmış, arzu ve hayallerle örtülmüş yapay ve bir gölge benliktir. Gerçekten de asıl kimliğiniz yani benliğiniz koşulların olmadığı yerdedir. Siz benliğinizin düşüncelerinizden ve yaşamınızdan bağımsız ve daha özsel olduğunu anladığınızda yaşamınıza dinginlik katılır. Çünkü ebedi bir zaman içinde varolan ruhunuzu şimdiki zamanın tininin hapsettiği gerçeklikten çıkarmış olursunuz. Her insanın içinde çok daha derin bir bilinç boyutu vardır. İşte bu boyut sizin içinizdeki Mesih’tir veya “Buda” doğanızdır. İçinizdeki aşkın taraf sizin asıl benlik duygunuzdur. Siz bu aşkın olan benliğinizin farkına varıp egosal benliğinizden kurulduğunuzda yaşamınızda gerçek bilgeliği ve zekayı bulursunuz. Çünkü asıl zeka düşüncelerle veya kazanılan bilgilerle elde edilmez. Asıl zeka farkındalığınızı ve odağınızı koruduğunuzda başlar.

Bu saatten sonra doğayla iç içe yaşamaya başlarsınız çünkü benlik dediğiniz özsel taraf zaten doğanın kendisidir. Fakat ego kendini doğadan ayırır ve bu ayrılık sonsuz bir arayışı meydana getirir. Yani siz içselliğinizle teması yitirdiğinizde artık benliğinizi ve kimliğinizi kaybedersiniz. Artık ne yaparsanız yapın hep bir tamamlanmamışlık duygusu yaşamınıza hükmeder. Çünkü siz aşkın olan, ebedi olan benliğinizin farkındalığıyla yaşamadığınızda ona ulaşmak için tüm bir zaman boyu koşmak zorunda hissedersiniz. Fakat farkındalığa sahip olan özsel benliğimizle yaşamak kolaydır ve elimizdedir. Bilinç alemi düşüncelerinizin ve hislerinizin boyutundan çok daha büyüktür. Çünkü ifade edilmiş düşünceler ve duygular sınırlıdır fakat farkında olan benlik bilincinizle düşüncelerinizin ve hislerinizin hapishanesinden kurtulursunuz. Siz olumsuz veya olumsuz olan, sizi yükselten veya düşüren tüm durumlardan daha aşkın olduğunuzu anladığınızda artık daha berrak olursunuz ve aşkın benlik tarafınızla tüm bu durumların ötesinde olursunuz. Artık kaygı ve yaşam sizi yönetemez, siz kaygı ve endişelerin zihinde süptil bir biçimde çıktığını anlarsınız. Bu haliyle onlar çölde görüle seraplardan farksızdır ve kendinizi çölün kumlarında bulun. Çölün sizden ayrı olmasını reddedin.

Erich Fromm'un "Sahip olmak ya da olmak" sözüne dair düşünceler. Süptil benlik duygumuzun egosal benlik karşısındaki durumu

DİNGİN BİR BENLİKLE ŞİMDİDE YAŞAMAK

Daha öncesinde egosal benlik tarafınızın doğadan kopması ve yapay olması sebebiyle sürekli bir arayış içinde olduğundan bahsetmiştik. O, sürekli olarak tamamlanmış bir benlik olarak bulunmak ister fakat bu duyguya dış nesnelerle varmak istediğinden hiç başarılı olamaz. Kafanızda sürekli benlikmiş gibi davranan ve hiç susmayan bir ses yani bir düşünceler yığınına fark ettiğinizde gerçek benliğinizin o düşünceler olmadığınızı fark edersiniz ve bu gerçek bilgeliğe yani dinginliğe ulaşma yolunuzdur. Gerçekte siz olan şey o sesin ardındaki farkındalıktır. Egosal benlik kendini sürekli gelecekte arar çünkü “şimdi” ona yeterli gelmez. Daha fazlasını arar ki böylelikle kendine diğer şeyleri de katarak tamamlanmış hissedebilsin. Geleceğe ait hedeflerinizin farkına varın. Egosal benlik şimdiki anı hedefe ulaştıracak bir araç gibi görür. Bunun sonucu olarak şimdiki an ile teması yitirir ve belirsiz bir gelecek hayalinde savrulur. Egosal benlik bu hayalindeki gelecekten uzaklaştığını gördüğünde kendini başarısız sayar ve bunun sonucunda depresyon ve kaygılar ortaya çıkar. Halbuki bu gelecek hayali zaten varolmayan bir şeydir ve bunu hayal ederek kendi benliğinize yük yüklersiniz. Tamamlanmak için her şeyi elde etmenize gerek yoktur ve bu mümkün de değildir.

Bilinç ve bilinçaltındaki varlığımızın hayatımıza etkisi ve hangisinin gerçek benlik duygumuz olduğuna dair Freudyen yaklaşım
Ying ve Yang’da karşıtların uyumu

Tamamlanmaya şimdinin farkına vardığınızda başlarsınız. Çünkü şimdiki an tüm somutluğu ve kesinliğiyle benlik duygunuz tarafından içselleştirilmeyi beklemektedir. Şimdiki anı geleceğiniz için bir araçmış gibi görmeyi bırakın. Zihniniz sadece şimdinin üzerinde devinsin. Böylelikle yaptığınız her işte daha büyük bir odağın geldiğini hissedeceksiniz. Benlik, insanın öz farkındalığıdır ve farkındalık gerçek zekadır. İçsel bedeninizin enerjisini hissedin. Bu enerji sizin sadece kafanızda değil tüm vücudunuzda akıp duran yaşamdır. Bu enerji sizi geleceğin uçurumlarından kurtaracak ve şimdiye bağlayacaktır. Kaldı ki egosal benlik gelecekte hayalini kurduğu düşleri elde etse bile bundan tatmin olmayacaktır. Çünkü gerçek tatminlik duygusu ancak öz benlik duygunuzdan gelebilir. Ego hep daha fazlasını ister ve o hiçbir zaman elde ettikleriyle yetinmez. Felsefede hazcılık akımının önde gelen ismi Epikuros’un dediği gibi “kime yeteri kadarı az gelirse, ona hiçbir şey yetmez.” Yaşamlarınızda “yapmaya” ulaşmak istediğiniz sonuçlardan daha çok farkındalık gösterdiğinizde benlik duygunuz sarsılmaz bir bütünlüğe erişecektir. O halde benliğinizin ne geçmişle ne de gelecekle koşullanmasına izin vermeyin. Çünkü geçmiş artık yoktur gelecekse henüz yoktur.